Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Temmuz 2026'da yayımladığı sarsıcı raporla yükseköğretim sistemindeki krizin derinleştiğini duyurdu. Rapor, Türkiye'deki üniversitelerin kamusal niteliğini hızla kaybettiğini vurguluyor.
Türkiye'de Ücretsiz ve Kamusal Eğitimin Kademeli Çöküşü
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 14 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı son açıklamasında, ülkedeki üniversitelerin vahim durumu hakkında uyarıda bulundu. Rapora göre, son yıllardaki hükümet politikaları yükseköğretimin yaygın bir şekilde "ticarileşmesine" yol açmış, üniversiteleri bilgi üretim kurumlarından ekonomik işletmelere dönüştürmüştür [1]. Sendika, "kamusal bir hak olarak eğitim" kavramının ortadan kalktığına ve yerini yalnızca toplumun varlıklı kesimlerinin kaliteli eğitimden yararlanabildiği bir modele bıraktığına inanıyor.
Geçim Krizi ve Kitlesel Öğrenci Terkleri
Eğitim Sen raporunun ana eksenlerinden biri, ekonomik krizin öğrenci yaşamları üzerindeki doğrudan etkisidir. Barınma, gıda ve kırtasiye masraflarının astronomik artışı, bu akademik yılda eşi görülmemiş sayıda öğrencinin okulu bırakmasına veya güvencesiz işlerde çalışmasına neden olmuştur [2]. Rapor, devlet yurtlarının ihtiyacın sadece küçük bir kısmını karşıladığını, özel sektörün ise fahiş fiyatlarla işçi ailelerinin çocukları için eğitime erişimi imkansız hale getirdiğini belirtiyor. Bu durum sadece bir eğitim krizi değil, gelecek nesillerde eşitsizliği kurumsallaştıran bir sosyal felaket olarak tanımlanıyor.
Yönetim Yapısı ve Akademik Özerkliğin Bastırılması
Analizin bir başka bölümünde, üniversite yönetimlerindeki siyasi atamalar konusu ele alınıyor. Sendika, üniversite rektörlerinin (Rektör) akademik yeterlilikler gözetilmeksizin, sadece siyasi sadakat temelinde atanmasının akademik özerkliği tamamen yok ettiğini vurguluyor [1]. Bu baskılar, üniversite ortamlarında ifade özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlamış ve birçok seçkin profesör, ihraç veya yasal kovuşturma korkusuyla hassas alanlarda araştırma yapmaktan kaçınır hale gelmiştir. Bu süreç, devlet üniversitelerinden yurt dışındaki kurumlara doğru bir "beyin göçüne" yol açmıştır [3].
Eğitim Sen Sendikası'nın Acil Reform Talepleri
Eğitim Sen sendikası raporunun sonunda, bu çıkmazdan kurtulmak için bir dizi acil talep sundu. Bu talepler arasında üniversiteler için devlet bütçesinin artırılması, idari ve akademik özerkliğin garanti altına alınması ve öğrenciler için tüm sosyal hizmetlerin ücretsiz hale getirilmesi yer alıyor [2]. Gelecek yılın bütçesinde yapısal değişiklikler yapılmazsa, Türk üniversitelerinin uluslararası saygınlığını tamamen kaybedeceği ve yükseköğretim sisteminin geri dönülemez bir çöküşle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundular. Kurum, üniversitelerin kamusal niteliğini geri kazanmak için tüm sivil toplum kuruluşlarını ve akademisyenleri birleşmeye çağırdı.
Yeni raporlar, Türkiye'deki devlet üniversitelerinde akademik ve refah kalitesinde keskin bir düşüş olduğunu gösteriyor.
linkKaynaklar
- Eğitim Sen: Yükseköğretimde kriz derinleşiyor, üniversiteler kamusal niteliğini yitiriyor — Evrensel (2026-07-14)
- Yükseköğretimde Durum ve Akademik Özgürlükler Raporu — Eğitim Sen (2026-07-12)
- Türkiye'de Üniversitelerin Ekonomik Çıkmazı — Gazete Duvar (2025-11-20)



