16 Temmuz 2026’da, İran ile ABD arasındaki 60 günlük ateşkes tam bir çöküşün eşiğindeyken, önde gelen Türk analist Hakkı Öcal, Milliyet gazetesindeki sert yazısında Tahran’ın bölgesel stratejilerini ve iç iktidar çelişkilerini sorguladı.
“İran’ın Derdi Ne?” kıdemli Milliyet gazetesi yazarı Hakkı Öcal tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan yazının başlığıdır [1]. Öcal, bu yazısında Tahran’ın politikalarını, bölge tarihinin en kritik dönemlerinden birinde ve ABD ile doğrudan askeri çatışmaların gölgesinde eleştirel bir bakışla inceliyor.
Diplomasinin İflası ve Savaşın Gölgesine Dönüş Yayımlanan raporlara göre bölge, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı ve çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan Haziran 2026 Mutabakat Muhtırası'nın (MoU) başarısızlığının ağır sonuçlarına tanıklık ediyor [5]. Öcal yazısında, Haziran 2025’teki “12 Gün Savaşı” ve Şubat 2026’daki yenilenen ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’ın şu an istikrarsız bir durumda olduğunu belirtiyor [1]. 60 günlük ateşkesin kalıcı müzakerelere yol açması beklenirken, CENTCOM’un Bender Abbas ve Tahran banliyölerindeki hedeflere yönelik son saldırıları ve buna karşılık Devrim Muhafızları’nın Kuveyt ve Ürdün’deki ABD üslerine misilleme saldırıları, bu anlaşmanın Temmuz ortasında fiilen çöktüğünü gösteriyor [4].
Acem Pazarlığı mı İç Karışıklık mı? Öcal’ın eleştirilerinin ana eksenlerinden biri, son siyasi gelişmeler ve ülkenin eski liderinin vefatının ardından İran’ın iktidar yapısındaki koordinasyonsuzluktur. Öcal, Muhammed Bakır Kalibaf gibi isimlerin uluslararası müzakerelerdeki varlığının bir konsensüs yaratma çabası olduğunu ancak sahadaki güçlerin kontrol edilememesi ve ticari gemilere yapılan saldırıların “Tahran’da işlerin temelinden sarsıldığını” gösterdiğine inanıyor [1]. Öcal bu davranışı, Donald Trump gibi aktörler karşısında İran’ın sivil altyapısı için felaketle sonuçlanabilecek bir tür “Acem Pazarlığı” olarak nitelendiriyor [1].
Krizin Tırmanmasında Trump ve Netanyahu’nun Rolü Öcal analizinde, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüne ve “Maksimum Baskı” politikasının canlanmasına dikkat çekiyor. İsrail’in, İran’ın nükleer ve füze kapasitesini tamamen yok etmek için Washington’ı nihai bir hesaplaşmaya çekmek istediğine inanıyor [1]. Bu sırada İranlı askeri yetkililer, ülkenin hayati altyapısına yapılacak herhangi bir saldırının, tüm bölgenin enerji güvenliğini tehlikeye atacak kapsamlı bir yanıtla karşılaşacağı konusunda uyardılar [4].
Türkiye’nin Tutumu: İstikrarsızlık Çağında Arabuluculuk İran, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerin katılımıyla bir “Güvenlik Birliği” kurulmasını teklif ederken, Ankara bu tekliflere temkinli yaklaşmaya devam ediyor [2]. Hakkı Öcal, Tahran’ın hesap hatalarının sadece İran’ın ulusal güvenliğini değil, tüm Orta Doğu’nun istikrarını tehlikeye attığı ve istemeden de olsa sınır haritalarını değiştirmeye yönelik Siyonist projelere yardımcı olabileceği konusunda uyarıyor [1]. Son olarak, tutarlı ve şeffaf bir strateji olmadan İran’ın mevcut karmaşık diplomatik ve askeri oyunda son on yılların kazanımlarını kaybedebileceğini vurguluyor [1].
Hakkı Öcal, yeni yazısında 2026 askeri krizi ortasında İran'ın bölgesel politikalarını eleştirdi.
linkKaynaklar
- İran’ın derdi ne? - Hakkı Öcal — Milliyet (2026-07-16)
- Iran, Turkey Stress Regional Security Cooperation — Tasnim News Agency (2026-07-03)
- Turkey–Iran relations: Managed rivalry under the pressure of war — ELIAMEP (2026-05-13)
- Iran threatens to destroy regional infrastructure if its own is attacked — The Guardian (2026-07-16)
- Why is Iran attacking ships after the June 2026 ceasefire? — Britannica (2026-07-15)



