Haziran 2026’da Washington ve Tahran arasında imzalanan diplomatik mutabakat zaptının ardından, yeni anketler İsraillilerin Donald Trump’a olan güveninde benzeri görülmemiş bir düşüş ve Tel Aviv’de derin bir hayal kırıklığı olduğunu gösteriyor.
Bugün, 7 Temmuz 2026, İsrail'deki yeni anket sonuçları, Donald Trump ile İsrail kamuoyu arasındaki bir zamanlar sarsılmaz olan bağın ciddi şekilde zayıfladığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında imzalanan sözde “İslamabad Mutabakatı”ndan sadece birkaç hafta sonra, İsraillilerin büyük bir çoğunluğu artık Trump'ın güvenliklerini önceliklendirmediğine inanıyor [1].
Anketlerde Serbest Düşüş İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün (IDI) son verilerine göre, İsraillilerin yalnızca %28'i Donald Trump'ın Tahran ile yapılan müzakerelerde İsrail'in güvenliğini merkezi bir husus olarak gördüğüne inanıyor [3]. Bu rakam, katılımcıların %64'ünün Trump'ın İsrail'in çıkarlarını koruma yeteneğine güvendiği Mart 2026'ya kıyasla çarpıcı bir düşüşü temsil ediyor. Bakış açısındaki bu değişim, sağcılardan merkezcilere kadar tüm siyasi yelpazede gözlemleniyor ve Amerikan başkanının “öngörülemezliği” konusunda ulusal bir fikir birliğine işaret ediyor [2].
İslamabad Mutabakatı; Dönüm Noktası Bu memnuniyetsizliğin kökeni 18 Haziran 2026 tarihli anlaşmaya dayanıyor. Şubat 2026'daki kısa ama kanlı bir askeri çatışma döneminin ardından imzalanan bu mutabakat zaptı; askeri operasyonların durdurulmasını, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını ve geçici nükleer kısıtlamalar karşılığında yaptırımların hafifletilmesini içeriyor [5]. İsrail'de pek çok kişi, Trump'ın bu hamleyle yılın başlarında elde edilen askeri zaferleri “hızlı bir diplomatik başarı” uğruna feda ettiğine inanıyor. İsrailli analistler, bu anlaşmanın İran'ın nükleer altyapısını ve füze kapasitesini korumasına izin verdiğini, İsrail'in ise Lübnan ve Gazze cephelerinde Washington'dan geri çekilme baskısı gördüğünü söylüyor [4].
Trump-Netanyahu İlişkilerinde Gerginlik Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki kişisel ilişkiler de en düşük seviyesine ulaştı. Raporlar, Trump'ın son görüşmelerinde, İran ile mutabakat zaptının uygulanma sürecini aksatmamak için Netanyahu'dan Lübnan'ın güneyindeki operasyonları durdurmasını sert bir dille talep ettiğini gösteriyor [5]. Trump son açıklamalarında, “91 milyon insanın hayatını etkilemektense bir anlaşma yapmayı tercih ederim” vurgusunu yaptı; bu cümle Tel Aviv'de “maksimum baskı” döneminin sonu ve “ne pahasına olursa olsun anlaşma” döneminin başlangıcı olarak yorumlandı [1].
Tel Aviv’de Yalnızlık Hissi İsrail medyası artık Washington'un yeni politikalarını tanımlamak için “ihanet” kelimesini kullanıyor. İsrail vatandaşı Yair Forer bir röportajda şunları söyledi: “Trump hiçbir konuda güvenilemeyecek bir adam; bizi İran karşısında yapayalnız bıraktı” [4]. İsrail'de yaklaşan seçimler göz önüne alındığında bu izolasyon hissi, Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıları ikiye katladı; zira artık İsraillilerin %71'i İran ile yapılacak herhangi bir nihai anlaşmada Trump'ın kendi çıkarlarını koruyacağına güvenmiyor [3].
İsrail kamuoyunun değişen bakışı; 2026'da ulusal kahramandan güvenilmez müttefike.
linkKaynaklar
- İsrail'deki ankete göre, İran ile mutabakat sonrası İsraillilerin Trump'a olan bakış açısı negatif yönde değişti — Haberler (2026-07-07)
- Poll: 71% of Israelis don't trust Trump to look out for them in Iran deal — The Times of Israel (2026-06-19)
- Israeli confidence in Trump drops to new low amid Iran MOU — Jewish Insider (2026-07-06)
- İsrailliler, ABD-İran mutabakatıyla Trump'ın kendilerini yüzüstü bıraktığını düşünüyor — Anadolu Agency (2026-06-15)
- Trump’s deal with Iran is not one that many in Israel like — Washington Post (2026-06-15)



