Yeni raporlar, Donald Trump'ın 2026'da İran'a yönelik saldırgan politikalarının bir çıkmaza girdiğini gösteriyor; analistler bu durumu hızlı bir çöküş hayallerinden yıpratma savaşının acı gerçeklerine geçiş olarak tanımlıyor.
Washington'ın Stratejik Hesaplarında Çıkmaz 14 Haziran 2026'da, aralarında Türk gazetesi "Yeni Akit"in de bulunduğu bölge medyası, analizlerinde Donald Trump'ın İran'a yönelik hedeflerinin tam bir başarısızlığa uğradığına dikkat çekti. Bu raporlara göre, İran'ın füze, İHA ve nükleer yeteneklerini "sıfırlama" vaadiyle yola çıkan Trump, şimdi tamamen farklı bir gerçekle karşı karşıya [1]. Washington başlangıçta Venezuela modelini örnek alarak, yani maksimum baskı uygulayıp hızlı rejim değişikliği tehdidinde bulunarak Tahran'ı kısa sürede teslim olmaya zorlayabileceğini düşünmüştü. Ancak zaman geçtikçe, bu tasavvurların sadece bir "hayal" olduğu ve sahadaki gerçeğin daha çok Afganistan'ın acı ve uzun deneyimine benzediği ortaya çıktı [1][4].
Saha Gerçekleri ve İran'ın Savunma Gücü Haziran 2026'daki askeri ve istihbarat analizleri, Beyaz Saray'ın İran'ın askeri altyapısının yok edildiği yönündeki iddialarının aksine, Tahran'ın caydırıcı gücünün büyük bir kısmını koruduğunu gösteriyor. Araştırma kuruluşlarının raporları, İran'ın son çatışmalardan sonra mobil füze fırlatıcılarının ve balistik füze stoklarının yaklaşık yüzde 70 ila 75'ini koruduğunu ortaya koyuyor [3]. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve İHA yetenekleri sadece yok edilmekle kalmamış, aynı zamanda küresel ekonomiye baskı yapmak ve müzakerelerde kendi şartlarını dayatmak için bir araç olarak kullanılmaktadır [4]. Bu askeri direnç, Trump'ın stratejisini ciddi bir zorlukla karşı karşıya bırakmış ve onu "hızlı bir zafer" elde etmekten alıkoymuştur.
Boş Tehditler ve İçeride Meşruiyet Krizi Trump son günlerde enerji piyasasını kontrol etmek için Hark Adası'nı ele geçirme tehdidinde bulunurken, pek çok uzman bu eylemleri Washington'ın mevcut çıkmazdan kurtulma konusundaki çaresizliğinin bir işareti olarak görüyor [2]. Bu saldırgan yaklaşım sadece uluslararası düzeyde muhalefetle karşılaşmakla kalmamış, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri içinde de bir memnuniyetsizlik dalgası yaratmıştır. Son anketler, Amerikalıların yaklaşık yüzde 63'ünün Trump'ın İran krizini yönetme biçimine karşı olduğunu ve onun Tahran ile müzakerelerde başarısız olduğuna inandığını gösteriyor [5]. Mevcut durumun ABD'nin Irak ve Afganistan'daki tarihi başarısızlıklarıyla kıyaslanması, Trump yönetimi üzerindeki siyasi baskıyı iki katına çıkarmıştır.
Sonuç: 2026'da Bir Başarısızlık Mirası Sonuç olarak, 2026 ortalarında tanık olduğumuz şey, Maksimum Baskı 2.0 doktrininin çöküşüdür. Yeni ve dayatılmış bir anlaşma peşinde koşan Trump, şimdi ilk hedeflerinden fersah fersah uzak olan sarsıntılı ateşkesleri ve mutabakat zaptlarını kabul etmek zorunda kalmıştır [2][4]. İran, bölgesel konumunu güçlendirerek ve stratejik yeteneklerini koruyarak, Washington'ın iç çöküş veya askeri teslimiyet konusundaki hesaplarının yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel konumunu zayıflatmış ve Orta Doğu'yu, Washington'ın mutlaka nihai kazanan olmadığı bir "ne savaş ne barış" durumunda bırakmıştır.
Analistler, Trump'ın 2026'da İran'ı tamamen silahsızlandırma hedeflerine ulaşmada başarısız olduğuna inanıyor.
linkKaynaklar
- Trump, İran’da hedeflediği hiçbir şeye ulaşamadı: Hayaller Venezuela gerçekler Afganistan! — Yeni Akit Gazetesi (2026-06-14)
- Will Trump “Finish the Job” in Iran? — Arab Center Washington DC (2026-06-12)
- The political consequences of the Iran war — Brookings Institution (2026-06-08)
- Hiç bir hedefine ulaşamayan Trump'tan İran'a yine kuru tehdit — Milli Gazete (2026-05-18)
- A new low for Trump approval on the economy and Iran war — Economist/YouGov (2026-06-09)



