Bölgesel gerilimlerin Temmuz 2026'da zirveye ulaştığı bir dönemde, Tahran'ın Kuzey Irak'a yönelik son füze saldırıları ve Ankara ile olan güvenlik vizyonu farkı, bölgeyi yeni bir "stratejik makas" ile karşı karşıya bıraktı.
Tahran'ın Füze Saldırıları: Sınırların Ötesinde Bir Mesaj Son günlerde Kuzey Irak, bir kez daha İran'ın askeri güç gösterisine sahne oldu. 17 ve 18 Temmuz 2026 tarihlerinde yayınlanan raporlara göre, Devrim Muhafızları Ordusu, Süleymaniye ve Erbil yakınlarındaki İranlı Kürt muhalif grupların mevzilerine yönelik kapsamlı füze ve İHA saldırıları düzenledi [2]. Komala Partisi'nin en az 9 üyesinin ölümüyle sonuçlanan bu saldırılar, Tahran'ın stratejisinin sınır dışındaki muhalifleri bastırmak için "cerrahi" ve radikal operasyonlara doğru kaydığını gösteriyor [3]. Bu hareketlilik, bölgenin İran ve bölge dışı güçler arasındaki daha geniş gerilimlerle boğuştuğu bir sırada gerçekleşiyor.
Güvenlik Makası; Ankara ve Tahran'ın Stratejik Ayrışması Kıdemli analist Ömür Çelikdönmez, "DikGazete"deki bir yazısında, Türkiye ile İran arasındaki güvenlik boşluğunu "Makas" olarak adlandırdığı bir fenomene dikkat çekiyor [1]. Her iki ülke de sınırlarında silahlı Kürt grupların faaliyetlerinden endişe duysa da, hedefleri ve yöntemleri birbirinden keskin bir şekilde ayrışıyor. Türkiye, PKK ile mücadele için Irak ve Suriye topraklarının 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik kuşağı oluşturmayı hedeflerken; Tahran, bu Türk askeri varlığını Bağdat ve Süleymaniye'deki jeopolitik nüfuzuna bir tehdit olarak görüyor.
Güç Dengesinde Kürt Grupların Rolü Son analizlerdeki kilit noktalardan biri, bu bölgesel rekabette milis grupların araçsal olarak kullanılmasıdır. Raporlar, Tahran'ın Irak merkezi hükümeti ve Kürdistan Bölgesi'ne baskı yaparak İranlı Kürt muhalif grupların tamamen silahsızlandırılmasını talep ettiğini gösteriyor [3]. Öte yandan Ankara, PKK'nın İran nüfuzundaki bazı bölgelerde, Türkiye'nin güvenlik planlarının tam olarak istikrara kavuşmasını engellemek için bir taşeron gibi hareket ettiğine inanıyor. Bu çıkar çatışması, bir zamanlar "Kürtlerin ortak kontrolü" üzerine kurulu olan sınır iş birliğini soğuk bir rekabete dönüştürdü.
Ortak Sınırlarda İstikrarın Geleceği 2026 ortalarında iki ülke arasındaki enerji anlaşmalarının sona ermesine yaklaşılması ve yeni göç dalgalarının yarattığı baskıların artmasıyla, bu güvenlik makasının yönetilmesi her iki başkent için de hayati önem taşıyor. Türkiye, sınır duvarlarını ve gelişmiş gözetleme sistemlerini güçlendirerek kendisini İran'ın iç istikrarsızlıklarından izole etmeye çalışıyor [1]. Ancak Kuzey Irak'ın yönetimi konusunda kapsamlı bir anlaşmaya varılana kadar, bu "makas" bu iki bölgesel güç arasında daha ciddi diplomatik ve hatta vekalet çatışmalarına yol açabilir.
İran, Türkiye ve Irak'ın ortak sınırlarındaki askeri gerilimler Temmuz 2026'da zirveye ulaştı.
linkKaynaklar
- Ömür Çelikdönmez - Tahran’ın Kuzey Irak hamlesi ve sınır güvenliğinde Türkiye-İران makası! — dikGAZETE (2026-07-19)
- Iranian strikes kill eight Kurdish opposition fighters in Iraq — Iran International (2026-07-17)
- Nine Kurdish militants reportedly killed in Iranian missile strike in Iraq — News.Az (2026-07-18)



