Urla Karantina Adası için tasarlanan maketleri sergileyen mimarlık öğrencileri
labelHaberler

Öğrenci Yaratıcılığıyla Urla Karantina Adası'nın Tarihi Hafızası Canlanıyor

Yaşar Üniversitesi öğrencileri, yenilikçi projelerle dünyanın en eski karantina istasyonundaki yalnızlık ve umut hikayelerini yeniden canlandırdı.

edit_noterasastudy Editör Ekibischedule18.07.2026menu_book5 dk okuma

Temmuz 2026'da gerçekleşen bir sanat ve mimari etkinliğinde, Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık öğrencileri "Kilidin Ötesinde" başlıklı projeleriyle İzmir'deki Urla Karantina Adası'nın kolektif ve tarihi hafızasını modern bir şekilde hayata geçirdi.

İzmir'in Kalbinde Bir Osmanlı Mirası İzmir ilinde yer alan Urla Karantina Adası, dünyada Osmanlı döneminden günümüze ulaşan az sayıdaki karantina merkezinden biridir. 1865 yılında Fransız mühendisler tarafından inşa edilen ada, on yıllar boyunca kolera ve veba gibi bulaşıcı hastalıklara karşı bir set görevi görmüştür [3]. Bugün bu mekan sadece mimari bir eser değil, aynı zamanda sağlık tarihinin ve insanın salgınlarla mücadelesinin bir sembolüdür. Temmuz 2026'da bu tarihi alan, üzerindeki unutulmuşluk tozunu silmek amacıyla genç mimar neslinin yeni bakış açısına ev sahipliği yaptı.

Tarihin Sessizliğini Bozan Projeler Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencileri, Sergio Taddonio ve Ebru Karabağ gibi akademisyenlerin gözetiminde, geçmişin insani deneyimlerini günümüz ziyaretçilerine aktarmayı amaçlayan projeler tasarladılar [1]. "Kilidin Ötesinde: Geçiciliği Şekillendirmek, Yokluğu Somutlaştırmak" başlığıyla düzenlenen sergi; izolasyon, bekleyiş ve umut gibi kavramlara odaklandı. Öğrenciler; maketler, teknik çizimler ve dijital sunumlar kullanarak, ziyaretçilerin yüzyıllar önce bu adada mahsur kalan yolcuların hislerini anlayabileceği senaryolar kurguladılar [2].

Öğrenci Tasarımlarında İzolasyon ve Umudun Duyusal Deneyimi Sunulan eserler arasında bazı projeler, derin duyusal bakış açıları nedeniyle jürinin dikkatini çekti. Eda Tulunay ve Sude Naz Aydın'ın "Gelgit Kaburgaları" (Tidal Ribs) projesi, yolcuların karantina sürecindeki hareketlerini simgesel bir yolla yeniden inşa eden bir rota tasarladı [1]. Ayrıca "İzolasyonun Parçaları" (Pieces of Isolation) projesi; ışık, gölge ve hatta belirli kokuları kullanarak karantina döneminin psikolojik atmosferini izleyiciye aktarmaya çalışıyor [2]. Bu tasarımlar, mimarinin sadece mekan inşa etmek değil, tarihin yazılmamış hikayelerini anlatmak için bir araç olduğunu gösteriyor.

Geçmiş ile Gelecek Arasında Bir Köprü Olarak Mimari Tüm bu tasarımlarda dikkat çeken nokta, "Tahaffuzhane" binasının tarihi ve dokunulmamış dokusuna duyulan saygıdır. Öğrenciler, modern müdahalelerini binanın ana yapısına zarar vermeden, büyük bir titizlikle önerdiler [1]. Bu yaklaşım, genç tasarımcıların kültürel mirasla etkileşimindeki entelektüel olgunluğunu göstermektedir. Adanın 2026 yılında bir sağlık müzesine dönüşmesiyle birlikte, bu öğrenci projeleri ziyaretçi deneyimini zenginleştirmek ve yeni nesli Urla bölgesinin tarihi köklerine bağlamak için bir model olarak kullanılabilir [3].

Tarihi Tahaffuzhane binasında Yaşar Üniversitesi öğrenci projeleri sergisi, Temmuz 2026

linkKaynaklar

  1. Karantina Adası’nın hafızası öğrenci tasarımlarıyla canlandıYeni Asır (2026-07-18)
  2. Karantina Adası’nın hafızası öğrenci tasarımlarıyla canlandı - İzmir HaberleriHabertürk (2026-07-17)
  3. Zamanın Durduğu Yer: Urla Karantina Adası Kapılarını AralıyorAkşam Haberleri (2026-03-30)
Bu makaleyi paylaş:sendTelegramchatWhatsApptagTwitter