2026 yılında Türkiye ve İran'ın jeopolitik haritası ve güvenlik sembolleri
labelHaberler

Abdülkadir Ünal Analizi: 'Terörsüz Türkiye' Projesi İran Nüfuzunu Engelledi mi?

Temmuz 2026 gerilimlerinin ortasında Türkiye'nin iç güvenliğinin jeopolitik boyutları ve bölgesel tehditlerin etkisiz hale getirilmesindeki rolünün incelenmesi

edit_noterasastudy Editör Ekibischedule01.07.2026menu_book5 dk okuma

Kıdemli analist ve İKNA düşünce kuruluşu başkanı Abdülkadir Ünal, tartışmalı bir yazısında 'Terörsüz Türkiye' projesinin başarıyla ilerlemesinin, sınır istikrarsızlığını ve İran'ın Türkiye topraklarındaki stratejik nüfuzunu önlemede hayati bir rol oynadığını iddia etti.

2026 Yılında 'Terörsüz Türkiye' Projesinin Mahiyeti

Türkiye bugün, 1 Temmuz 2026'da, Ankara'da yapılacak kader tayin edici NATO zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, iç güvenlik ve bölgesel istikrar etrafındaki tartışmalar doruk noktasına ulaştı. 2024 sonlarında hükümet tarafından Cumhur İttifakı'nın desteğiyle yeni bir güvenlik paradigması olarak başlatılan 'Terörsüz Türkiye' projesi, artık son aşamalarına gelmiş durumda [1]. Bu süreç sadece silahlı grupların silahsızlandırılmasına odaklanmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye toprakları içindeki vekil gruplar aracılığıyla dış güçlerin nüfuz alanlarını ortadan kaldırmayı hedefledi.

Abdülkadir Ünal Analizi ve İran'ı Dizginleme Hipotezi

Abdülkadir Ünal, 'Ankara Net Haber'de yayınlanan son analizinde, bu iç istikrarın İran tarafından gerçekleştirilecek 'gayri resmi bir işgali' veya yaygın nüfuzu engelleyip engellemediği sorusuna yanıt arıyor [2]. Ünal, bir yanda İran, diğer yanda ABD ve İsrail arasında devam eden savaşın gölgesinde, Tahran'ın kendi sınırları üzerindeki baskıyı azaltmak için yeni cepheler açmaya çalıştığına inanıyor. Ona göre, Türkiye iç terör meselesini çözmede başarılı olmasaydı, bu gruplar bölgesel güçlerin elinde Ankara'yı istikrarsızlaştırmak için birer araç haline gelecekti.

Bölgesel Krizin Gölgesinde Ankara ve Tahran Karşılaşması

Diplomatik raporlar, son aylarda Ankara ve Tahran arasında Suriye ve Irak'taki nüfuz konusunda gerilimlerin önemli ölçüde arttığını gösteriyor [3]. İran'ın bölgedeki bazı geleneksel nüfuz ağlarının zayıflamasıyla birlikte Türkiye, iç güvenliğine dayanarak güçlü bir arabulucu rolü oynamayı başardı. Ünal analizinde, bahsettiği 'işgalin' ille de tankların girişi anlamına gelmediğini, aksine doğu sınırlarından yönlendirilebilecek bir kaosun Türkiye'nin güvenlik ve siyasi alanını işgal etmesi anlamına geldiğini belirtiyor [4].

Milli Güvenlik İçin Stratejik Sonuçlar

'Terörsüz Türkiye' projesindeki başarı, Ankara'nın iç ayaklanma endişesi duymadan savunma sanayiini güçlendirmeye ve uluslararası ticaret koridorlarındaki varlığına odaklanmasına olanak tanıdı. Bu analiz, bu süreçten kaynaklanan milli dayanışmanın, dış aktörlerin Türkiye'deki iç 'baskı kartlarına' erişimini fiilen kestiğini vurguluyor. NATO zirvesi arifesinde bu başarı, İran ve müttefiklerinin bölgesel baskılarına karşı Türk diplomasisinin en büyük güçlerinden biri olarak değerlendiriliyor [3].

Analistler, Türkiye'nin iç istikrarının bölgedeki İran-ABD savaşı kaynaklı gerilimleri dizginlemede anahtar olduğuna inanıyor.

linkKaynaklar

  1. Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde son aşamaAnadolu Ajansı (2026-05-18)
  2. İran işgalini 'Terörsüz Türkiye' süreci mi durdurdu?Ankara Net Haber (2026-07-01)
  3. Turkish diplomacy turns US-Iran conflict into strategic gainYeni Şafak (2026-06-29)
  4. The Real Targets of a War with Iran: Türkiye and the USIKNA Think Tank (2026-03-14)
Bu makaleyi paylaş:sendTelegramchatWhatsApptagTwitter