27 Haziran 2026 tarihinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Ürdün ortak bir bildiri yayınlayarak Bahreyn'e yönelik İHA saldırılarını kınadılar ve İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki yeni anlaşmayı desteklemek için katı şartlarını resmen ilan ettiler.
27 Haziran 2026'da Basra Körfezi bölgesi önemli bir diplomatik dönüm noktasına tanıklık etti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Ürdün, İran ile ilgili son askeri ve diplomatik gelişmelere ilişkin resmi tutumlarını açıklayan acil bir ortak bildiri yayınladı [1]. Manama'daki dışişleri bakanları toplantısının ardından yayınlanan bu bildiri, yeni güvenlik zorluklarına karşı birleşik bir cepheyi temsil ederken, aynı zamanda Washington ve Tahran arasındaki gerilimin düşürülmesine yönelik şartlı bir memnuniyeti ifade ediyor [3].
Bahreyn Egemenliğine Yönelik Saldırıların Kesin Bir Dille Kınanması Bu bildirinin ana eksenlerinden biri, Bahreyn topraklarına yönelik son İHA saldırılarının şiddetle kınanmasıdır. Yayınlanan raporlara göre, Bahreyn'in ulusal egemenliğini hedef alan bu saldırılar, Riyad ve Abu Dabi'den sert tepki gördü [2]. Bildiriyi imzalayan ülkeler, Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinden birinin güvenliğine yönelik her türlü tehdidin tüm bölgeye yönelik bir tehdit olarak kabul edildiğini ve uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın açık bir ihlali olduğunu vurguladı [1]. Bu ülkeler, iç istikrarı ve güvenliği korumak için Manama ile tam dayanışma içinde olduklarını ilan ettiler.
İslamabad Anlaşması ve Katar'ın Arabuluculuk Rolü Bildiri ayrıca 17 Haziran 2026'da Donald Trump ve Masoud Pezeshkian arasında imzalanan "İslamabad Mutabakat Zaptı"na da atıfta bulunuyor [4]. Arap ülkelerinin dışişleri bakanları, bu 60 günlük ateşkesin sağlanmasında Katar ve Pakistan'ın üstlendiği arabuluculuk rolünü takdirle karşılarken, nihai müzakereler yolunda birliğin korunması gerektiğini vurguladılar [3]. Ancak, kalıcı bir anlaşmanın İran'ın füze ve İHA programları ile bölgedeki vekil gruplara verdiği destek de dahil olmak üzere tüm tehdit yelpazesini kapsaması gerektiği konusunda uyardılar [4].
Hürmüz Boğazı'nın Açılması ve Ekonomik Şartlar Hürmüz Boğazı'ndaki seyir güvenliği meselesi, bu resmi duyurunun bir diğer kilit maddesiydi. Bölge ülkeleri, bu uluslararası su yolunda kontrol uygulama veya geçiş ücreti koyma girişimlerini kesin bir dille reddetti [3]. Bildiride, Hürmüz Boğazı'nın tam ve koşulsuz olarak yeniden açılmasının küresel ticaret için hayati önem taşıdığı belirtildi. Ayrıca, İran ile yapılacak her türlü yatırım ve ticaretin, Tahran'ın mutabakat zaptı hükümlerine tam uyumuna ve bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışlarını durdurmasına bağlı olduğu ifade edildi [1][4].
Barış Beklentisi ve Bölgesel Yeniden Yapılanma ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Manama toplantısında Washington'un Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkelerinin güvenliğine olan kalıcı bağlılığını vurguladı [3]. Bu arada analistler, mevcut anlaşmanın güçlü yönlerine rağmen Arap ülkelerinin füze endişelerini giderme konusunda hala zayıf kaldığına inanıyor [4]. Bununla birlikte, BAE tarafından finansal kanalların açılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılma ihtimali, Tahran'ın güven inşası için pratik adımlar atması şartıyla küresel piyasalara olumlu sinyaller gönderdi [5]. Bu resmi duyuru, Körfez ülkelerinin barış arzusuna rağmen Tahran'ın hareketlerini büyük bir ihtiyat ve dikkatle izlemeye devam ettiğini gösterdi.
Suudi Arabistan, BAE ve Katar dışişleri bakanları Haziran 2026'daki Manama toplantısında ortak bir bildiri yayınladılar.
linkKaynaklar
- Suudi Arabistan, BAE, Katar ve 2 ülkeden son dakika İran duyurusu! Resmen ilan ettiler — Haber 7 (2026-06-27)
- Suudi Arabistan, BAE, Katar ve 2 ülkeden İran duyurusu! — Internet Haber (2026-06-27)
- Ministerial Meeting between the United States and the Gulf Cooperation Council — GCC Secretariat (2026-06-25)
- The US–Iran MoU: A fragile ceasefire in the Gulf — IISS (2026-06-26)
- Foreign Ministers of UAE, Iran Discuss Regional Developments — Qatar News Agency (2026-06-26)



