2026 yılındaki askeri çatışmalar bölge ekonomisi üzerinde eşi görülmemiş bir baskı oluştururken, yeni saha raporları İran'daki temel gıda fiyatlarının, savaş koşullarına rağmen Türkiye'den önemli ölçüde düşük olduğunu gösteriyor; bu gerçek, destek politikaları ve para birimindeki değer kaybından kaynaklanıyor.
Bugün, 18 Temmuz 2026, Gül Gökgöz isimli bir Türk vatandaşının İran pazarlarındaki gıda fiyatlarını gösteren bir video yayınlaması, Türk ve bölge medyasında bir tartışma ve şaşkınlık dalgası yarattı. Uzman medya kuruluşu «Gıda Bülteni» tarafından yayınlanan bu rapor, et, yağ ve makarna gibi ürünlerin İran'daki fiyatlarının Türk Lirası'na çevrildiğinde Türkiye pazarlarından çok daha ucuz olduğunu gösteriyor [1]. Bu durum, İran'ın Şubat 2026'dan beri ağır askeri saldırılar altında olduğu ve bir «savaş ekonomisi» içinde bulunduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Krizin Kalbinden Saha Raporu; Fiyatların Gerçeği Gıda Bülteni raporuna göre, Kum şehrindeki doğrudan gözlemler, ambalajların üzerine basılan zorunlu fabrika fiyatları nedeniyle İran'da temel mal fiyatlarının sıkı kontrol altında olduğunu gösteriyor. Gül Gökgöz röportajında, mağazaların ürünleri üretici tarafından belirlenen fiyatın üzerinde satma hakkına sahip olmadığını belirtti [1]. Bu fiyat frenleme politikası, ağır devlet sübvansiyonlarıyla birleştiğinde, domates ve benzin gibi ürünlerin fiyatlarının, dizginlenemeyen enflasyonla boğuşan Türkiye'ye kıyasla çok düşük kalmasına neden oldu [3].
Savaş Mağduru İran Neden Daha Ucuz Görünüyor? Ekonomi analistleri bu «ucuzluğun» madalyonun sadece bir yüzü olduğuna inanıyor. Bu fiyat farkının temel nedeni, İran Riyali'nin uluslararası para birimleri ve hatta Türk Lirası karşısındaki serbest düşüşüdür. Lira veya Dolar sahibi biri için İran'da alışveriş yapmak büyük bir indirim kampanyası gibidir; ancak geliri Riyal olan bir İran vatandaşı için bu «ucuz» fiyatlar bile düşük alım gücü nedeniyle oldukça ağır kabul edilmektedir [1][3]. Ayrıca, transit yolların kapanması ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik nedeniyle İran tarım ürünleri ihracatının durması, iç piyasada mal birikmesine ve fiyatların zorunlu olarak düşmesine yol açmıştır [2].
Türkiye'de Gıda Enflasyonunun Kritik Durumu Sınırın diğer tarafında Türkiye, Mayıs 2026'da dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu dördüncü ülke konumuna yükseldi [4]. Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve İran savaşından kaynaklanan yakıt ve kimyevi gübre maliyetlerindeki artış, doğrudan Türk halkının sofrasını hedef aldı. Avrupa'da yıllık gıda enflasyonu %2,4 civarındayken, Türkiye %34'ü aşan oranlarla, savaş halindeki bazı ülkelerden bile daha ağır bir ekonomik baskı yaşıyor [4].
Savaş Ekonomisinde Hayatta Kalma Stratejisi İran hükümeti, askeri çatışmaların ortasında toplumsal bir patlamayı önlemek için «beka ekonomisi» stratejisini benimsedi. Bu, topluma «savaş var ama açlık yok» mesajını iletmek için ekmek ve enerji sektörlerine devasa sübvansiyonlar enjekte edilmesini içeriyor [3]. Ancak uzmanlar, bu ekonomik modelin yaptırımların ve saldırıların devam etmesiyle uzun vadede sürdürülebilirliğini kaybedeceği ve 2026 sonlarında daha derin bir gıda krizine yol açabileceği konusunda uyarıyor [2].
İran ve Türkiye'deki gıda fiyatlarının karşılaştırılması, krizin ortasındaki alım gücü ve destek politikaları arasındaki büyük farkı göstermektedir.
linkKaynaklar
- Savaştaki İran'da gıda fiyatları Türkiye'den ucuz! — Gıda Bülteni (2026-07-18)
- Iran war drives food price pressures in Türkiye and globally — Hürriyet Daily News (2026-04-06)
- Neden Savaşan İran, Türkiye'den Daha Ucuz? — Ajans News (2026-03-12)
- Turkey has the fourth highest food inflation rate in the world — Bianet (2026-05-15)



