Temmuz 2026'da ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında doğrudan çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte, jeopolitik ve ideolojik çelişkiler nedeniyle İsrail ile Türkiye arasında bir savaş çıkma ihtimaline dair spekülasyonlar zirveye ulaştı.
Bugün, 18 Temmuz 2026, Orta Doğu modern tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Aylarca süren çatışmaların ve geçici ateşkes ihlallerinin ardından, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'ın askeri altyapısına yönelik mücadelesi yeniden şiddetlendi. Ancak bu sırada, 'CUMHA' haber ajansı da dahil olmak üzere bölgesel haber kaynaklarından gelen yeni analizler, bu gerilimlerin nihai hedefinin İran'ın ötesinde olduğunu ve bir sonraki aşamada Türkiye'yi hedef alacağını iddia ediyor [4].
Savaş Alevlerine Dönüş: İran-İsrail Çatışması Şubat ayında başlayan 2026 savaşı, Nisan ayındaki kısa bir ateşkes döneminin ardından, Donald Trump'ın anlaşmaların sona erdiğini resmen ilan etmesiyle 8 Temmuz'da yeniden saldırı aşamasına girdi [1]. Stratejik merkezlere yönelik yoğun hava saldırıları ve İran'ın füze yanıtları bölgesel istikrarı tamamen yerle bir etti. Raporlar, aylarca süren yaptırımlar ve çatışmaların ardından İran'ın saldırı kapasitesinin zayıflamasıyla birlikte İsrailli stratejistlerin gözlerini kuzeye, Ankara'ya çevirdiğini gösteriyor. Bazı analizciler, İsrail'in Türkiye'yi bölgedeki en ciddi uzun vadeli stratejik rakibi olarak gördüğüne inanıyor [2].
'Arz-ı Mev’ud' Teorisi ve Türkiye'nin Milli Güvenliği Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son konuşmalarında İsrail'in yayılmacı hedeflerine karşı sert uyarılarda bulundu. Erdoğan, 'Arz-ı Mev’ud' (Vadedilmiş Topraklar) hayalinin sadece Filistin topraklarıyla sınırlı olmadığını ve nihayetinde Anadolu topraklarını hedef alacağını açıkça belirtti [3]. Ankara'nın bakış açısına göre, Şam ve Beyrut'un güvenliği doğrudan Türkiye'nin milli güvenliği ile bağlantılıdır ve bu bölgelerin jeopolitik haritasındaki herhangi bir değişiklik Türkiye için varoluşsal bir tehdit olarak kabul edilmektedir [4].
Askeri Hazırlıklar ve Olası Yeni Cephe İstihbarat raporları, İsrail ordusunun amfibi ve deniz piyade yeteneklerini güçlendirdiğini gösteriyor; bu hamle bazıları tarafından 'Türkiye'de olası bir cephe' hazırlığı olarak yorumlandı [2]. Buna karşılık Türkiye de yeni uçak gemileri ve beşinci nesil 'KAAN' savaş uçaklarının inşası da dahil olmak üzere savunma projelerini hızlandırarak caydırıcılığını artırıyor. İsrail'in Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışına karşı çıkması ve Ankara'yı İran sonrası dönemin ana rakibi olarak tanımlamasıyla gerilim zirveye ulaştı [2].
Sonuç Orta Doğu şu anda büyük bir güç yeniden yapılanmasının ortasında bulunuyor. İran ile savaş devam ederken, bölgenin diğer iki büyük gücü olan Türkiye ve İsrail arasındaki savaş gölgesi her zamankinden daha ağır hissediliyor. Uluslararası diplomasi bu büyük çarpışmayı engelleyebilecek mi, yoksa 'zincirleme savaşlar' teorisi gerçeğe mi dönüşecek?
Temmuz 2026'da bölgesel gerilimler en yüksek seviyeye ulaştı.
linkKaynaklar
- 2026 Iran war: Conflict and Ceasefire Details — Britannica (2026-07-14)
- As Iran fades, Turkey emerges as Israel's biggest strategic threat — The Jerusalem Post (2026-07-10)
- Erdogan: We will never allow Israel to achieve its Promised Land plan — Daily Sabah (2026-06-10)
- Şimdi ABD/İsrail-İran Savaşı! Sırada İsrail-Türkiye Savaşı Var! — CUMHA Cumhur Haber Ajansı (2026-07-18)



