Ünlü Türk gazeteci Mustafa Balbay, 16 Temmuz 2026 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yazısında, ABD'nin deniz ablukasının geri dönüşüyle eş zamanlı olarak Tahran'ı benzeri görülmemiş bir jeopolitik çıkmaza sokan, İran çevresinde bir "İslami Kuşatma" oluştuğunu bildirdi.
Balbay'ın Yazısında "İslami Kuşatma" Analizi Mustafa Balbay, Cumhuriyet gazetesindeki bugünkü köşesinde, sarsıcı bir başlıkla İran'ın mevcut durumunu inceledi. Ankara'da gerçekleşen son NATO zirvesinin ardından Türkiye'nin müzakere masasından "tam not" almayı başardığına, buna karşılık İran'ın ise "İslami Kuşatma" adını verdiği bir fenomenle karşı karşıya olduğuna inanıyor [1]. Bu terim, bölge ülkelerinin ve Müslüman güçlerin, Tahran'ı yeni bölgesel güvenlik denklemlerinde tamamen izole etmeyi amaçlayan NATO ve ABD'nin caydırıcılık stratejileriyle uyumlu hale gelmesi anlamına geliyor.
Deniz Ablukasının Dönüşü ve Hürmüz Boğazı Krizi Bu analiz, ABD'nin 15 Temmuz 2026'da İran limanlarına yönelik deniz ablukasını resmen yeniden uygulamaya koyduğu bir dönemde yayımlandı [2]. Haber kaynaklarına göre bu adım, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik son saldırılara yanıt olarak atıldı. ABD Başkanı Donald Trump, sert bir dille ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçireceğini ilan etti ve bölge ülkelerinden bu stratejik su yolunun güvenliğini sağlama maliyetini ödemelerini istedi [3]. Bu askeri baskı, Balbay'ın yazısında değindiği diplomatik kuşatmayı tamamlıyor.
Halefiyet Sonrası Dönemde Tahran'ın İzolasyonu İran'ın iç koşulları da bu kuşatmanın karmaşıklığını artırdı. Şubat 2026'da Ali Hamaney'e yönelik suikast ve Temmuz ayındaki uzun süreli cenaze törenlerinin ardından, yeni lider olarak Mücteba Hamaney şimdi iç meşruiyet zorlukları ve ezici dış baskılarla karşı karşıya [2]. Balbay, bölgedeki İslam ülkelerinin Batı tehditlerine karşı Tahran'ı desteklemek yerine, İran'ın yer almadığı yeni bir güvenlik mimarisine yöneldiğine dikkat çekiyor. Özellikle Basra Körfezi'ndeki Arap ülkelerinin bu tutum değişikliği, Tahran'ın son aylardaki bölgesel diplomasisinin başarısızlığını gösteriyor.
Bölge İçin Stratejik Sonuçlar Balbay'a göre Ankara'daki NATO zirvesi, Türkiye'nin Batı ile İslam dünyası arasında bir köprü olma rolünü pekiştirdiği, İran'ın ise "caydırıcılık politikalarının" ana hedefi olarak tanıtıldığı bir dönüm noktası oldu [1]. ABD'nin İran askeri tesislerine yönelik son hava saldırıları ve Devrim Muhafızları'nın bölge enerji ihracatını tamamen kesme tehdidi göz önüne alındığında, "İslami Kuşatma" stratejik sabır döneminin sona ermesi ve Tahran'ın Müslüman komşuları arasında bile ciddi bir müttefik görmediği doğrudan bir çatışmanın başlaması anlamına gelebilir.
Basra Körfezi'ndeki askeri gerilimler ve İran'ın deniz ablukası Temmuz 2026'da zirveye ulaştı.
linkKaynaklar
- İran’a İslam ablukası! — Cumhuriyet (2026-07-16)
- US reimposes blockade and steps up strikes as Iran threatens to halt Mideast energy exports — Associated Press (2026-07-15)
- Trump says US will take over Strait of Hormuz — Iran International (2026-07-14)



