Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca, vakıf üniversitelerindeki kitlesel akademisyen ihraçlarını sert bir dille eleştirerek, bu kurumları mali çıkarları eğitim kalitesinin önüne koymakla suçladı ve devletin bu kurumlar üzerinde ciddi bir denetim kurmasını talep etti.
2026 Temmuz ortasında, Türkiye'deki özel yükseköğretim sistemindeki kriz bir kez daha gündemin üst sıralarına taşındı. Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında vakıf (özel) üniversitelerinin performansını sert bir dille eleştirdi. Akademik yıl sonunda 150'den fazla üniversite hocasının işten çıkarılmasına değinen Karaca, bu kurumların bilim üretmek yerine "diploma satış merkezlerine" dönüştüğünü belirtti [1][2].
Akademisyen İhraçları Krizi ve İş Güvencesi Karaca'nın açıklamalarına göre, yaz döneminin gelmesiyle birlikte İstanbul'daki "Arel", "Maltepe", "Beykent" ve "Aydın" üniversiteleri dahil birçok vakıf üniversitesi akademisyenlerinin sözleşmelerini yenilemedi. Karaca, bu hocaların çoğunun üniversite sahipleri tarafından "kârlı" görülmeyen sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarında faaliyet gösterdiğini vurguladı [3]. Bu durumu "akademik kıyım" olarak nitelendiren Karaca, akademisyenlerin net kârı artırmak için elenmesi gereken "maliyet kalemleri" olarak görüldüğüne dikkat çekti [4].
Üniversite mi, Finansal Dengeleme Aracı mı? Karaca'nın konuşmasının en sert bölümlerinden biri, bu üniversite sahiplerinin mali suistimallerine yönelikti. "Üniversiteler sermayedarların muhasebe defterlerinin aklandığı yerler değildir" diyen Karaca, bu kurumların yasal olarak kâr amacı gütmemesi gerekmesine rağmen, fiilen büyük ana şirketlerin finansal ve vergi yönetimi aracı olarak işlev gördüğünü belirtti [1][2]. Bu "patronların" fabrikalarında işçilere karşı uyguladıkları baskı ve tahakkümün artık akademik ortamlara sıçradığını ve akademisyenleri baskı altına aldığını da sözlerine ekledi [3].
Öğrenciler ve Aileler Üzerindeki Katmerli Baskı Karaca, fahiş zamlanan okul ücretleri ile düşen eğitim hizmeti kalitesi arasındaki bariz çelişkiye de işaret etti. Vakıf üniversiteleri ailelerden ağır ücretler toplarken, akademisyen maaşlarını asgari düzeyde tutmakta ve iş güvencelerini yok etmektedir [1]. Yükseköğretim Kurulu'nu (YÖK) bu adaletsizlikleri denetlemek yerine, protestocu öğrencilere ve muhalif akademisyenlere yönelik "cadı avı" karşısında sessiz kalmakla eleştirdi [3].
Etik Dosyalar ve Muhaliflerin Bastırılması Milletvekili ayrıca, Arel Üniversitesi'ndeki cinsel taciz iddialarını araştırma çabalarının ardından baskıyla karşılaşan ve nihayetinde ihraç edilen Profesör "Feryal Saygılıgil" vakasına da değindi. Karaca, üniversitelerin gerçeklerin üzerini örtmek ve adalet arayanları bastırmak yerine, eleştirel düşüncenin ve etik güvenliğin beşiği olması gerektiğini vurguladı [2][4]. Emek Partisi, hükümetin ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu durumdan sorumlu tutulması için konuyu Meclis soru önergesiyle takip edeceğini duyurdu.
Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, vakıf üniversiteleri üzerinde ciddi denetim çağrısında bulundu.
linkKaynaklar
- EMEP'li Karaca'dan vakıf üniversitelerine tepki: Üniversiteler patronların muhasebe defterlerini aklama yeri değil — Baba Ocağı (2026-07-14)
- EMEP'li Karaca'dan vakıf üniversitelerindeki akademisyen kıyımına tepki — Cumhuriyet (2026-07-13)
- EMEP'li Karaca: 'Akademisyenlerimize sahip çıkacağız' — Anka Haber Ajansı (2026-07-14)
- EMEP'ten vakıf üniversitelerindeki işten çıkarmalar için Meclis'e soru önergesi — Emek Partisi (2026-07-14)



