Orta Doğu aylardır süren çatışmaların ardından kırılgan bir ateşkese tanıklık ederken, Donald Trump'ın Türkiye'nin İran'a yönelik askeri stratejisini belirlemedeki doğrudan rolüne ilişkin açıklamaları Ankara medyasında sert tartışmalara yol açtı.
Trump'ın NATO Genel Sekreteri ile Görüşmesindeki Açıklamaları 24 Haziran 2026 tarihinde, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşme sırasında Recep Tayyip Erdoğan ile olan ilişkileri hakkında benzeri görülmemiş iddialarda bulundu. Trump, son bölgesel çatışmalar sırasında Erdoğan'ın İran'ı desteklemek için savaşa girmek üzere 'bir numaralı aday' olduğunu, çünkü Trump'ın ifadesiyle Erdoğan'ın 'İsrail'in büyük bir hayranı olmadığını' iddia etti [1].
Ankara'nın kararları üzerinde derin bir nüfuza sahip olduğunu ima eden bir tonla gazetecilere konuşan Trump, 'Ondan girmemesini istedim ve o da girmedi' dedi. Ayrıca Erdoğan'ı güçlü bir lider olarak tanımlayarak, 'Şimdiye kadar ondan istediğim her şeyi yaptı' diye ekledi [2]. Bu açıklamalar, Türkiye'nin son aylarda İsrail'in bölgedeki eylemlerine karşı sert tavır aldığı bir dönemde gelirken, Trump kişisel olarak Türkiye'nin askeri müdahalesini engellediğini öne sürüyor.
Türk Medyasının Tepkisi; Milli Egemenlik Sınanıyor Bu sözlerin Türkiye'de yayınlanması geniş çaplı ve çoğunlukla eleştirel tepkilerle karşılandı. 'Yeniçağ Gazetesi' analiz haberinde şu soruyu sordu: Türkiye'nin İran'a yönelik dış politikası gerçekten Washington tarafından mı dikte ediliyor? [3]. Ankara'daki eleştirmenler, Trump'ın bu tür açıklamalarının Türkiye'nin siyasi bağımsızlığını sorgulattığını ve bir 'emir veren-emir alan' ilişkisi imajı çizdiğini savunuyor.
Pek çok Türk analist, Türkiye'nin savaşa doğrudan girmeme kararının sadece Beyaz Saray'dan gelen bir telefon ricasına değil, ulusal çıkarlara ve bölgedeki güç dengesine dayandığına dikkat çekiyor. Ancak, Ankara'daki resmi makamların bu iddiadan sonraki ilk saatlerdeki göreceli sessizliği spekülasyonları artırdı.
Trump'ın Öneri Paketi; F-35 Savaş Uçaklarından Yeni İmtiyazlara Trump'ın konuşmasının askeri çevrelerin dikkatini çeken bir diğer bölümü ise Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının olası satışına yaptığı atıftı. Erdoğan'ın iş birliğinin ödüllendirilmesiyle ilgili bir soruya yanıt veren Trump, Türkiye'yi 'çok mutlu' edecek bir şey yapma niyetinde olduğunu belirtti [1]. Başkan Yardımcısı JD Vance de yönetimin F-35 dosyasını yeniden incelediğini, Ankara'nın belirli koşullara uyması durumunda, yıllardır durdurulan projenin ardından bu uçakların Türkiye'ye teslim edilebileceğini doğruladı [2].
Ankara, Washington ve Tahran Arasındaki Güç Dengesi Bu gelişmeler, bölgenin İran ile ABD liderliğindeki koalisyon arasındaki 2026 çatışmalarını sona erdirmek için 'İslamabad Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasına tanık olduğu bir dönemde yaşanıyor. Türkiye resmi olarak savaşa katılmasa da barış sürecinin gayri resmi destekçisi ve Pakistan ile birlikte arabulucu olarak hareket etti. Trump'ın Türkiye'nin 'İran tarafında' savaşa girmesini engellediği iddiası, Ankara'nın her iki çatışan tarafla olan ilişkilerinin karmaşıklığını gösteriyor. Trump bunu kişisel bir diplomatik zafer olarak sunmaya çalışırken, sahadaki gerçekler Türkiye'nin NATO yükümlülükleri ile İran ile olan komşuluk ilişkileri arasında hassas bir denge kurmaya çalışmaya devam ettiğini gösteriyor.
Donald Trump, Erdoğan'ın İran krizi konusundaki tüm taleplerini yerine getirdiğini iddia ediyor.
linkKaynaklar
- Trump claims he stopped 'great leader' Erdogan from bringing Turkey into war on Iran's side — The Times of Israel (2026-06-24)
- 'Maybe on the Iran side': Trump reveals Turkey's Erdogan stayed out of Iran war at his request — The Jerusalem Post (2026-06-25)
- Türkiye'nin İran politikasını Trump mı belirledi? 'Erdoğan'a girme dedim, girmedi' — Yeniçağ Gazetesi (2026-06-23)



