Türk akademik dünyası, Süleyman Demirel Üniversitesi'nde yabancı bir öğrencinin sınav sorularını ele geçirmek amacıyla 'AirTag' akıllı takip cihazlarını kullanarak hocalarını gizlice takip etmesiyle patlak veren eşi benzeri görülmemiş bir skandalla sarsıldı.
Skandalın Gizli Boyutları; Hocaların Araçlarında AirTag
Türk akademik camiası son günlerde en tuhaf casusluk ve eğitim yolsuzluğu vakalarından biriyle karşı karşıya kaldı. 8 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan raporlara göre, Isparta'daki Süleyman Demirel Üniversitesi (SDU) Tıp Fakültesi, geniş çaplı bir polis operasyonunun merkezi oldu. Olay, yabancı bir öğrencinin hocalarını anlık olarak takip etmek için Apple'a ait küçük 'AirTag' takip cihazlarını kullandığının ortaya çıkmasıyla başladı [1].
Bu öğrenci, takip cihazlarını gizlice hocaların şahsi araçlarına yerleştirerek onların gidiş-dönüş güzergahlarını ve bulundukları yerleri izledi. Bu eylemin amacının, sınav sorularının taşındığı tam zamanı ve yeri tespit etmek veya hocalara yasa dışı not almaları için baskı yapmak olduğu belirtildi. 'Skandal üstüne skandal' olarak nitelendirilen bu olay, fakültedeki daha geniş bir yolsuzluk ağının üzerindeki perdeyi araladı.
Tıp Fakültesinde Sistematik Yolsuzluk ve Soru Satışı
Polis soruşturmaları, meselenin sadece gizli takiple sınırlı olmadığını gösteriyor. Yapılan derinlemesine incelemeler, son 3-4 yıldır bu fakültede sınav sorularının büyük meblağlar karşılığında satıldığını ortaya çıkardı [2]. Operasyon sırasında polis, sadece söz konusu öğrenciyi değil, aynı zamanda bu yolsuzluk ağında iş birliği yaptığı iddiasıyla bir öğretim üyesini de gözaltına aldı.
Davadaki bir diğer sarsıcı nokta ise şüpheli öğrencinin evinde ateşli silah bulunmasıdır. Bu durum, hocalara yönelik güvenlik tehditlerinin basit bir dijital casusluğun ötesine geçtiğini ve daha ciddi kriminal boyutları olduğunu göstermektedir. Bu ifşaların ardından üniversite yönetimi üç final sınavını iptal etmek zorunda kaldı ve sonuç olarak 245 öğrencinin sınavlara yeniden girmesi kararlaştırıldı [1].
Siyasi Tepkiler ve Yasaların Gözden Geçirilmesi Gerekliliği
Bu skandal hızla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, konuyu Meclis gündemine taşıyarak sınav güvenliğinin nasıl denetlendiğine dair kapsamlı bir soruşturma açılmasını talep etti. Halıcı, öğrencilerin kopya ve soru satın alma yoluyla doktor olmasının gelecekte toplumun halk sağlığı için ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı [2].
Öte yandan bu dava, AirTag gibi takip teknolojilerinin kötüye kullanımını bir kez daha tartışmaya açtı. Bu araçlar kayıp eşyaları bulmak için tasarlanmış olsa da, son yıllarda Türk Ceza Kanunu'nda suç sayılan ve hapis cezası dahil ağır yaptırımları olan 'ısrarlı takip' (Stalking) aracı haline gelmiştir [3].
Dijital Çağda Akademisyenlerin Mahremiyet Güvenliği
Süleyman Demirel Üniversitesi'nde yaşanan olay tüm eğitim kurumları için bir uyarı niteliğindedir. Hocaların mahremiyetini ihlal etmek için düşük maliyetli ve erişilebilir araçların kullanılması, akademik ortamlarda yeni güvenlik protokollerine duyulan acil ihtiyacı göstermektedir. Uzmanlar, üniversitelerin sınav güvenliğini denetlemenin yanı sıra, ülkenin bilimsel itibarını zedeleyen bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek için dijital casuslukla mücadele çözümlerini de gündemlerine almaları gerektiğine inanıyor.
Hocaları takip etmek için akıllı takip cihazlarının yasa dışı kullanımı, Türkiye'deki üniversitelerde yeni bir güvenlik krizi yarattı.
linkKaynaklar
- Üniversitede skandal üstüne skandal: Öğrenci hocayı AirTag ile takip etti! — Haber Hürriyeti (2026-07-08)
- Hoca soru satmış, öğrenci soru çalmış! — Sözcü (2026-07-08)
- Legal Definition of Stalking in Turkish Law — Bayraktar Attorneys (2026-06-25)



