İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi'nin ortak bildirisine verdiği sert tepkide, Washington'ı bölgedeki askeri gerilimlerin ve bölünmenin ana kaynağı olarak tanımladı ve bölge dışı güçlerin varlığını halkların üzerinde bir yük olarak nitelendirdi.
Manama Bildirisinin ve Müdahaleci Suçlamaların Kınanması 26 Haziran 2026 tarihinde, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmi bir bildiri yayımlayarak Manama'da düzenlenen Amerika Birleşik Devletleri ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri Dışişleri Bakanları ortak toplantısında ortaya konan tutumları şiddetle kınadı [1]. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katılımıyla gerçekleştirilen bu toplantıda, İran'ın nükleer programlarını, füze yeteneklerini ve bölgesel politikalarını eleştiren bir bildiri yayımlandı. Tahran bu açıklamaları "müdahaleci, sorumsuz ve kışkırtıcı" olarak nitelendirdi ve Washington'ın bölgedeki saldırgan davranışlarının devam etmesine karşı uyarıda bulundu [2].
ABD: Askeri Bölünmelerin ve Güvensizliğin Temel Kökeni İran bu resmi tepkisinde, ABD'nin KİK üye ülkelerinin güvenliğine yönelik kalıcı bağlılık iddiasını "retorik ve gerçeğin çarpıtılması" olarak adlandırdı. İran diplomasi mekanizması, Washington'ın Basra Körfezi ülkelerindeki askeri varlığının sadece güvenliği garanti etmediğini, aksine bölge ülkeleri arasında güvensizliğin ve bölünmenin ana kaynağı haline geldiğini vurguladı [3]. Bildiride, son aylardaki askeri gerilimlere atıfta bulunularak, ABD'nin bölge ülkelerinde konuşlu askeri üsleri ve tesisleri İran'a karşı eylemler için kullanmasının, Washington'ın bu ülkelerin güvenliğine ve komşuluk ilişkilerine hiçbir değer vermediğini açıkça gösterdiği belirtildi [4].
Nükleer Suçlamaların ve "Vekil Güçler" Meselesinin Reddi Tahran'ın tepkisinin bir diğer bölümü nükleer program konusuna ayrıldı. İran, nükleer faaliyetlerine ilişkin suçlamaların tekrarlanmasından duyduğu tiksintiyi dile getirirken, bu iddiaları ABD ve Siyonist rejim tarafından uydurulmuş bir "büyük yalan" olarak nitelendirdi [1]. İran Dışişleri Bakanlığı, KİK üye ülkelerine ABD'nin tehdit odaklı politikalarına uyum sağlamak yerine, "Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge" girişimini gerçekleştirmek için Tahran ile iş birliği yapmalarını tavsiye etti [3]. Ayrıca İran, Filistin ve Lübnan'daki direniş gruplarının "vekil güçler" olarak tanımlanmasını şiddetle reddederek, bölgedeki tek gerçek vekil gücün Siyonist rejim olduğunu kaydetti [2].
Yerel Güvenlik ve Hürmüz Boğazı'nın Durumu Üzerine Vurgu Deniz güvenliği ve Hürmüz Boğazı konusunda İran, egemenliğini bir kez daha vurguladı. Bildiride, Hürmüz Boğazı'nın İran ve Umman'ın karasuları içinde yer aldığı ve buradaki denizcilik yönetiminin dış güçlerin müdahalesi olmaksızın yerel anlaşmalara dayanması gerektiği ifade edildi [5]. Tahran, komşu ülkeleri güvenlik yaklaşımlarını gözden geçirmeye ve bölgenin istikrarını defalarca sarsan bölge dışı güçlere güvenmek yerine, bölge içi kolektif bir güvenlik modeline doğru hareket etmeye çağırdı [4]. Bu duruş, İran'ın askeri caydırıcılık yeteneklerini hiçbir geri adım atmadan savunacağını vurguladığı bir dönemde geldi.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi ortak bildirisini müdahaleci ve kışkırtıcı olarak nitelendirdi.
linkKaynaklar
- İran'dan ABD-KİK ortak bildirisine tepki — Anadolu Agency (2026-06-26)
- İran'dan ABD-KİK ortak açıklamasına tepki: 'ABD’nin askeri bölünmenin kaynağıdır' — Evrensel.net (2026-06-26)
- Iran dismisses U.S. claimed commitment to GCC security as 'rhetoric, distortion of reality' — Xinhua (2026-06-26)
- Iran calls US-GCC statement 'interventionist' — Middle East Eye (2026-06-26)
- واکنش وزارت خارجه ایران به بیانیه مشترک آمریکا و شورای همکاری خلیج فارس — IRNA (2026-06-26)



