Temmuz 2026 gün batımında resmi tören afişleriyle Tahran Azadi Kulesi görünümü
labelHaberler

İçeriden Tahran Anlatısı; İran 2026 Krizi Ortasında Kendini Nasıl Görüyor?

Önceki liderin vefatının ardından gelen kader tayin edici günlerde kilit güvenlik ve diplomasi figürleriyle özel röportaj

edit_noterasastudy Editör Ekibischedule11.07.2026menu_book5 dk okuma

Tahran, Ayetullah Ali Hamaney'in vefatının ardından siyasi geçiş sürecini yaşarken, iki nüfuzlu güvenlik ve diplomasi figürüyle yapılan görüşmeler, İran'ın Batı'ya ve yeni bölgesel düzene yönelik yeni stratejilerini ortaya koyuyor.

Bugün, 11 Temmuz 2026, Tahran yakın tarihinin en hassas dönemlerinden birinde bulunuyor. İran'ın merhum lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenleri Meşhed'de henüz tamamlanmışken ve ülke Ayetullah Mücteba Hamaney'in yeni liderliği altına girmişken, uluslararası çevrelerdeki temel soru şudur: İran bu yeni düzende kendini nasıl tanımlıyor? "Harici" medya kuruluşu muhabiri Gökhan Göçmen, Tahran'dan hazırladığı saha raporunda, başkentte hakim olan mevcut stratejik zihniyeti analiz etmek için iki kilit isimle; Milli Savunma Üniversitesi Rektörü İsmail Ahmedi Mukaddem ve Afganistan İşleri Özel Temsilcisi Dr. Hasan Kazımi Kumi ile bir araya geldi [1].

Ulusal Güvenlik Doktrini; Sınırların Ötesinde Daha önce İran Genel Emniyet Müdürü olarak görev yapan İsmail Ahmedi Mukaddem, bu görüşmede İran'ın güvenlik anlayışının sınır ötesi ve "önleyici savunma" temelli olduğunu vurguladı. 2025 ve 2026 başındaki savaşların, İran'ın savaş alanını sınırlarından uzağa taşıma yeteneğini koruduğunu gösterdiğine inanıyor. Ona göre, Batı'da "istikrarsızlık" olarak yorumlanan şey, Tahran'ın bakış açısına göre ABD ve İsrail hegemonyasına karşı yeni bir güç dengesi kurma çabasıdır [1][5].

Eski komutan, İran'ın "gelecekteki savaşlara" hazırlandığını ve geçici mutabakatları bile (Haziran 2026'da Trump yönetimiyle yapılan MoU gibi) yalnızca askeri ve füze kapasitesini yeniden inşa etmek için bir fırsat olarak gördüğünü vurguluyor [4].

Direniş Diplomasisi ve "Sahaların Birliği" Analizin bir başka bölümünde, kıdemli diplomat ve Kudüs Gücü'ne yakın bir isim olan Dr. Hasan Kazımi Kumi, "sahaların birliği" kavramını açıklıyor. İran'ın artık bölgesel meseleleri birbirinden ayrı görmediğine inanıyor. Tahran'a göre Basra Körfezi'ndeki güvenlik, Lübnan'daki istikrar ve Afganistan'daki nüfuz, tek bir zincirin halkalarıdır [1][3].

Kazımi Kumi, "Direniş Ekseni"nin 2026 yılında zayıflamak bir yana, merkeze (Tahran) yönelik aşırı baskı durumunda bile faaliyetlerine devam edebilecek merkezi olmayan ve dirençli bir güce dönüştüğünü belirtiyor. Bu görüş, İran'ın nükleer müzakerelerin veya yaptırımların kaldırılmasının bir parçası olarak bölgesel nüfuzundan geri adım atmaya niyeti olmadığını gösteriyor [5].

Gelecekteki Zorluklar; Kırılgan Bir Barış 17 Haziran 2026'da Mesud Pezeşkiyan ve Donald Trump arasında imzalanan mutabakat zaptına rağmen, son günlerde gerilim yeniden zirveye ulaştı. 6 ve 7 Temmuz tarihlerinde Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırılar ve karşılıklı füze tehditleri, bu anlaşmanın kırılganlığını ortaya koyuyor [2][4]. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, kalıcı bir anlaşmanın karşılıklı saygı ve taahhütlere fiili bağlılık gerektirdiği konusunda uyarıda bulunurken, İran'ın yeni liderliği önceki liderin kanının intikamının alınacağını vurguluyor [3].

Sonuç olarak, Tahran'daki bu iki üst düzey yetkiliyle yapılan görüşmelerden ortaya çıkan tablo, kendini izole edilmiş bir aktör olarak değil, yükselen çok kutuplu bir düzenin ana kutbu olarak gören bir ülke imajıdır; müzakere ederken aynı zamanda parmağını tetikte tutan bir ülke.

Siyasi geçiş ve bölgesel gerilimlerin ortasında Tahran; Temmuz 2026

linkKaynaklar

  1. Tahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?Harici (2026-07-11)
  2. Iran's supreme leader vows to avenge predecessor's deathCBS News (2026-07-11)
  3. Iran's President Warns of Attempts to Destabilize RegionTasnim News Agency (2026-07-11)
  4. The U.S.-Iran Memorandum of Understanding, June 2026JINSA (2026-06-23)
  5. Iran's regional deterrence: Mutating into a resilient force?Al Jazeera (2026-06-30)
Bu makaleyi paylaş:sendTelegramchatWhatsApptagTwitter