Bir siyasi analizde Orta Doğu haritası ile İran ve İsrail'in askeri güç sembollerinin soyut bir görüntüsü.
labelHaberler

Akdoğan Özkan Analizi: İran-İsrail Savaşının Gerçek Kazananı Kim?

T24 analisti gözüyle Tahran-Tel Aviv rekabetinin jeopolitik boyutları ve Orta Doğu'daki güç dengesi değişimi

edit_noterasastudy Editör Ekibischedule29.06.2026menu_book5 dk okuma

T24 yazarı Akdoğan Özkan, eleştirel yazısında İran ile İsrail arasındaki doğrudan çatışmaların sonuçlarını inceleyerek, 2026 gelişmeleri ışığında bu kader belirleyici çatışmaların gerçek kazananlarını ve kaybedenlerini tanıtıyor.

# Bölgesel Çatışmalarda Paradigma Değişimi
Haziran 2026 itibarıyla, son yılların büyük çatışmalarına ilişkin stratejik analizleri yeniden okumak büyük önem kazandı. Akdoğan Özkan, T24 için kaleme aldığı yazısında, İran ile İsrail arasındaki doğrudan ve dolaylı çatışmalara derinlemesine bir bakış sunarak, bu savaşlardaki zaferin yalnızca askeri kriterlerle ölçülüp ölçülemeyeceği sorusuna yanıt arıyor [1]. Özkan, modern Orta Doğu savaşlarında "zafer" kavramının savaş meydanından ziyade düşünce kuruluşlarında ve caydırıcılık dengesindeki değişimlerle tanımlandığına inanıyor.

# İsrail ve İran; Askeri Zafer mi Stratejik Yenilgi mi?
Özkan, İsrail'in üstün askeri teknolojiye ve sınırsız Batı desteğine sahip olmasına rağmen, uzun vadeli caydırıcılık hedeflerine ulaşmada ciddi zorluklarla karşılaştığını savunuyor. Öte yandan İran, stratejisini "stratejik sabır"dan "doğrudan yanıt"a çevirerek karşı tarafa yeni denklemler dayatmayı başardı [2]. Ancak analist, her iki taraf için de ağır ekonomik maliyetlerin ve diplomatik baskıların, her türlü askeri zaferi bir "Pirus zaferi"ne (yıkıcı maliyetli zafer) dönüştürdüğünü vurguluyor. Aslında her iki ana aktör de ulusal kaynaklarını ciddi şekilde etkileyen bir yıpranma sürecine girmiş durumda.

# Küresel Güçlerin Rolü: Rusya ve Çin
Özkan'ın analizindeki en çarpıcı noktalardan biri bölge dışı aktörlerin rolüdür. Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı müttefiklerinin Orta Doğu'daki krizi yönetmekle meşgul olduğu bir dönemde, Rusya ve Çin gibi güçlerin bu karmaşayı dünyanın diğer bölgelerindeki gündemlerini ilerletmek için kullandığına dikkat çekiyor [3]. Onun bakış açısına göre, İran'ın bir taraf olduğu savaşın gerçek kazananı mutlaka Tahran veya Tel Aviv'de olmayabilir; aksine tek bir kurşun bile atmadan stratejik rakiplerinin zayıflamasını ve NATO'nun odağının Doğu Avrupa'dan Orta Doğu'ya kaymasını izleyen başkentlerde olabilir.

# 2026 Gerilimleri Işığında Orta Doğu'nun Geleceği
2026 yılının ortalarına geldiğimiz bugün, 2024 çatışmalarının bölge tarihinde bir dönüm noktası olduğu netleşti. Özkan analizinde, bu durumun devam etmesinin bölgesel güçlerin daha fazla yıpranmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Gerçek kazananın, sadece bir ateş teatisinde daha fazla hedef vuran değil, uzun vadede ekonomik istikrarı ve enerji güvenliğini garanti edebilen taraf olacağına inanıyor. Bu analiz, günümüz dünyasında savaşların mutlak kazananı olmadığını, bunların yalnızca değişen küresel düzende nüfuz sınırlarını yeniden tanımlama araçları olduğunu gösteriyor.

Analistler, son yıllardaki doğrudan çatışmaların Orta Doğu'nun güvenlik yapısını sonsuza dek değiştirdiğine inanıyor.

linkKaynaklar

  1. İran-İsrail 'savaşını' kim kazandı?T24 (2024-04-16)
  2. Iran-Israel: The new era of direct confrontationBBC News (2024-04-15)
  3. Iran attacks Israel with drones and missiles: What to knowAl Jazeera (2024-04-14)
Bu makaleyi paylaş:sendTelegramchatWhatsApptagTwitter